Halka Arz TV’de değerlendirmelerde bulunan Doğan Sipahi, bu sessizliğin arkasında birden fazla temel neden bulunduğunu ifade etti.
Sipahi’ye göre sürecin en önemli nedenlerinden biri jeopolitik gelişmeler. Orta Doğu’da yaşanan savaş süreci, İran ile ABD ve İsrail arasında artan gerilim ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar, Borsa İstanbul’u da doğrudan etkiledi. Bu süreçte BIST’te sert düşüşler yaşanırken, bazı günlerde kayıplar yüzde 5’i aşarken, toplam geri çekilmenin kısa sürede yüzde 6-7 seviyelerine ulaştığı belirtildi.
Belirsizlik yatırımcıyı beklemeye itti
Piyasalardaki durgunluğun bir diğer önemli nedeni ise belirsizlik ortamı. Savaşın ne kadar süreceği, petrol fiyatlarının nasıl şekilleneceği, enflasyon ve faiz tarafındaki gelişmelerin öngörülememesi, yatırımcıların temkinli hareket etmesine yol açtı.
Petrol fiyatlarındaki artış zincirleme etki yaratıyor
Sipahi, savaş sonrası petrol fiyatlarında yaşanan artışın yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmadığını da vurguladı. Motorin fiyatlarında yaklaşık yüzde 29’luk artış yaşandığını belirten Sipahi, bu durumun taşımacılık, lojistik ve üretim maliyetleri üzerinden diğer sektörlere de kademeli olarak yansıyacağını ifade etti.
Bu nedenle kısa vadede açıklanacak enflasyon verilerinin görece daha ılımlı gelebileceğini belirten Sipahi, asıl etkinin önümüzdeki aylarda daha net hissedileceğini dile getirdi.
Zamanlama da etkili oldu
Piyasalardaki sessizlikte zamanlamanın da önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Bayram dönemi, likiditenin düşmesi ve yatırımcıların piyasadan geçici olarak uzaklaşması, mevcut durgunluğu pekiştiren unsurlar arasında yer aldı.
“Bu bir kriz değil, bekleme dönemi”
Tüm bu gelişmeleri değerlendiren Doğan Sipahi, mevcut sürecin kalıcı bir kriz olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Bu tür dönemlerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Sipahi, belirsizliklerin fiyatlanmasının ardından piyasaların yeniden toparlanma sürecine girdiğini söyledi.
Sipahi’ye göre mevcut tablo, bir krizden ziyade “bekleme dönemi” olarak değerlendirilmeli. Bu sürecin ardından hem genel piyasada hem de halka arz tarafında yeniden hareketlilik yaşanmasının kuvvetle muhtemel olduğu ifade ediliyor.



