Bir düşünün...
2020 model, ekspertiz değeri 1 milyon TL olan bir aracınızı satmak istiyorsunuz.
Galerici sizi arıyor ve:
"Ben bu aracı 750 bin TL'ye alırım." diyor.
Muhtemelen çoğumuz bırakın satmayı, iyi günler bile demeden telefonu kapatırız. Çünkü içgüdüsel olarak şunu düşünürüz:
"Bu fiyat aracın gerçek değerini yansıtmıyor."
Peki aynı mantığı halka arzlarda neden uygulamıyoruz?
Son dönemde birçok halka arzda, fiyat tespit raporlarında hesaplanan şirket değerleri üzerinden yaklaşık %20-%30 iskonto yapıldığı belirtiliyor.
Ancak buna rağmen mevcut ortaklar yüz milyonlarca liralık hisse satışına gidiyor.
Burada insanın aklına doğal olarak şu sorular geliyor:
Fiyat tespit raporlarında belirlenen değerlemeler gerçekten muhafazakâr mı?
Eğer hisseler gerçekten bu kadar iskontoluysa, mevcut ortaklar neden bu seviyelerden satış yapmayı tercih ediyor?
Yoksa yatırımcıların gördüğü iskonto ile mevcut ortakların gördüğü değer arasında bir farklılık mı var?
Elbette ortak satışı tek başına olumsuz bir durum değildir. Ortakların likidite ihtiyacı, portföy çeşitlendirmesi veya halka açıklık oranını artırma gibi birçok gerekçesi olabilir.
Ancak özellikle yüksek değerleme çarpanlarıyla birlikte önemli tutarda ortak satışlarının görülmesi, yatırımcıların üzerinde düşünmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkıyor.
Çünkü bazen asıl soru, iskonto oranının kaç olduğu değil; o iskontoya rağmen satıcının neden satış yaptığıdır.





