ABD Tahvil Piyasalarında Satış Baskısı Sürüyor
Amerikan tahvil piyasalarında yaşanan satış dalgası yeni haftaya da damgasını vururken, yatırımcılar artan enflasyon baskısı karşısında pozisyonlarını yeniden değerlendiriyor. On yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 4,41 seviyesine yükselirken, otuz yıllık tahvillerde de benzer bir yükseliş eğilimi gözlemleniyor. Enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareket ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerginlikler, merkez bankasının faiz politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendiriyor.
Küresel tahvil piyasalarına yayılan satış baskısı, yalnızca Amerika ile sınırlı kalmıyor. Japonya'da kırk yıllık devlet tahvili faizi, 2007 yılından bu yana ilk kez yüzde 4 seviyesine ulaşarak tarihi bir eşiğe dayandı. Avrupa piyasalarında da benzer bir eğilim gözlenirken, yatırımcıların trilyonlarca dolarlık Amerikan varlığı tuttuğu biliniyor. Bu durum, olası tarife artışlarının küresel portföy hareketlerini nasıl etkileyeceği konusunda spekülasyonları artırıyor. Federal Rezerv'in politika yönelimi konusunda belirsizlikler sürüyor. Güçlü istihdam verilerinin ardından açıklanacak enflasyon rakamları, merkez bankasının faiz patikasını belirlemede kritik rol oynayacak.
Piyasa katılımcıları, petrol fiyatlarındaki yükselişin tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıdığını yakından takip ediyor. Bazı analistler, ekonomik büyümedeki yavaşlama endişelerinin tahvil getirilerindeki yükselişi sınırlayabileceğini değerlendiriyor. Washington yönetiminin yeni gümrük tarifesi tehditleri, piyasalardaki belirsizliği artıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor. Benzin vergisinin geçici olarak kaldırılması yönündeki açıklamalar, enflasyonist baskıları hafifletme çabası olarak yorumlanıyor. Ancak uzun vadeli mali görünüme dair kaygılar, yatırımcıların Amerikan varlıklarına olan iştahını zayıflatmaya devam ediyor. Dolar endeksinin 98,1 seviyesinde güçlü seyretmesi ise tahvil satışlarının kontrolsüz bir düzeye ulaşmasını engelleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.





