Finansal bilgi manipülasyonu ile ilgili ana noktaları şu başlıklar altında özetlemek mümkündür:
Temel Amaç ve Yöntem
Finansal bilgi manipülasyonunda temel amaç yatırımcı ve finansal kesimi yanıltmak için iyi bilanço göstermek ya da devlete az vergi vermek için kötü bilanço sunmak olabilir. Amaç iyi bilanço ise, bu noktada mümkün mertebe şirketin borçları ve zararları gizlenmeye, gelirleri de abartılı göstermeye çalışılır ve böylece hedef grubu (yatırımcılar gibi) yanıltmaya çaba sarf edilir. Burada özellikle yatırımcıları manipüle etmek üzerinden konu işlenecektir.
Manipülatörler, piyasadaki "bilgi arayıcıları" (information seekers) olarak adlandırılan ve yatırım kararlarını derinlemesine analiz yerine yüzeysel veri ve fiyat hareketlerine dayandırmaya çalışan kesimi hedef alırlar. Bu yatırımcılar, mali tablolardaki çarpıtmalar nedeniyle ekonomik gerçeklere dayanmayan kararlar vererek büyük zararlara uğrayabilirler. Küresel bir örnek olarak Enron ve Worldcom gibi çok uluslu faaliyet gösteren iki büyük Amerikan şirketlerinde ortaya çıkan finansal bilgi manipülasyonları bunlardan en önemlileridir. ABD gibi gelişmiş bir ülkede ortaya çıkan bu skandallar sorunun sadece gelişmekte olan ekonomilerle sınırlı olmadığını ortaya koymuştur. Dünya finans tarihinin en büyük finansal bilgi manipülasyonu olan bu skandallar 2001 yılında patlak vermiştir. Örneğin, Enron örneğinde, şirket yöneticileri (CEO Jeffrey Skilling ve CFO Andrew Fastow), karmaşık muhasebe oyunlarıyla şirketin borçlarını gizlemiş ve gelirleri olduğundan çok daha yüksek raporlamıştır. Skandalın ortaya çıkmasıyla, bu şirketin iflası 63,4 milyar dolarlık bir varlık kaybına yol açmış, hisse senedi fiyatı 90,75 dolardan 1 dolara düşmüştür. Bu süreçte yaklaşık 20.000 çalışan işini kaybetmiş ve denetim firması Arthur Andersen hileleri göz ardı ettiği için kapanmak zorunda kalmıştır.
Yasal Düzenlemeler ve Denetim
Bu tür büyük çaplı manipülasyon skandalları, dünya genelinde yasal otoriteleri daha sert önlemler almaya itmiştir. Bu yasal düzenlemelerden birisi Sarbanes-Oxley Yasası’dır. Enron skandalı sonrasında ABD'de finansal raporlama ve bağımsız denetim standartlarını sıkılaştıran bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Türkiye’deki Durum
Bilindiği gibi, Türkiye’de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), kamunun zamanında, yeterli ve doğru bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) kapsamında, yanıltıcı yayın ve duyurular izlenmekte ve bu tür suçlara karşı idari ve hukuki yaptırımlar uygulanmaktadır.
Manipülasyonun Diğer Türleriyle İlişkisi
Finansal bilgi manipülasyonu, daha sonra ele alınacak hisse senedi manipülasyon türleriyle birlikte görülür. Hisse senedi manipülasyonunda karşımıza çıkan durumları iki başlıkta toplamak olasıdır:
• Bilgi Bazlı Manipülasyon: Fiyatları etkilemek için yalan haber veya asılsız söylentiler yayılması.
• İşlem Bazlı Manipülasyon: Piyasada aktif bir işlem hacmi olduğu görüntüsü yaratmak için yapılan yapay alım-satımlar.
Özetle; finansal bilgi manipülasyonu, piyasa mekanizmasına yapılan haksız bir müdahaledir ve yatırımcıların rasyonel karar verme yetisini ellerinden alır. Bu yüzden de yapılması yasaktır.
Sonuç olarak, bir benzetme yapmak gerekirse; bilançoyu iyi göstermeye çalışan bir finansal bilgi manipülasyonu, çürük bir binanın dış cephesini gösterişli bir boya ve lüks kaplamalarla makyajlamaya benzer. Dışarıdan bakanlar binayı sağlam ve değerli zannederler (yanıltılan yatırımcılar), ancak binanın taşıyıcı kolonlarındaki çatlaklar (gizlenen borç ve zararlar) gizlendiği için, bir gün kaçınılmaz olarak bina çöker ve içindekiler (hissedarlar ve çalışanlar, alacaklılar ) enkaz altında kalır.



