Türkiye Sanayisi Üretimde Büyüdü Ama Finansman Maliyetleri Kârları Eritiyor
İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı 2025 yılı verilerine göre, Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun üretimden satışları yüzde 28 artarak 11 trilyon liraya yükseldi. Faaliyet kârı ise yüzde 57,1 oranında büyüyerek tarihi bir rekor kırarak ilk kez 1 trilyon lira seviyesini aştı. Listede TÜPRAŞ yine zirvede yer alırken, Ford Otomotiv ve Star Rafineri ilk üç sırayı paylaştı. İstihdam tarafında ise İSO 500 şirketleri 824 bin kişiye iş imkanı sağlayarak yüzde 2,6 oranında artış gösterdi.
Ancak parlak görünen rakamların arkasında ciddi bir sorun yatıyor. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayi firmalarının elde ettikleri kârın yaklaşık yüzde 85'ini finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını vurguladı. Son iki yılda üretimden kazanılan paranın neredeyse tamamının kredi faizlerine gittiği bir dönem yaşandığını belirten Bahçıvan, bu durumun yalnızca büyük şirketleri değil, küçük ölçekli işletmeleri çok daha ağır etkilediğine dikkat çekti. Finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 84,9 seviyesine geriledi. Sektörel bazda belirgin ayrışmalar gözlemlendi. Emek yoğun geleneksel sektörler zorlanırken, savunma sanayi başta olmak üzere teknoloji yoğun alanlarda güçlü üretim artışları kaydedildi. Öz kaynaklarda yüzde 15,8 artış yaşanırken, borçlanma yüzde 30,8 ile çok daha hızlı büyüdü.
Bu durum, sanayi şirketlerinin finansal yapılarının giderek kırılganlaştığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yüksek faiz politikasının sanayide yarattığı yük, üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar tüm alanları etkiliyor. Direnen enflasyon ve faizler nedeniyle bu tablonun 2026 yılında da sürmesi bekleniyor. Bahçıvan, özellikle ihracat kredileri dahil finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederek, önümüzdeki dönemde kamu bankalarıyla bu konuyu detaylı şekilde ele alacaklarını duyurdu. İSO 500 verileri, Türkiye sanayisinin büyüme potansiyelini koruduğunu ancak finansman maliyetlerinin bu başarıyı gölgelediğini ortaya koyuyor. Reel büyüme, kârlılık ve finansman giderleri parametrelerinde yaşanan zorluklar, sektörün tarihinin en çetin dönemlerinden birini geçirdiğine işaret ediyor. Teknolojiye ve ihracata dayalı nitelikli üretim anlayışıyla sürdürülebilir büyümenin sağlanması, önümüzdeki dönemin en kritik hedefi olarak öne çıkıyor.



