Ege Bölgesi İhracatta Çift Haneli Büyüme Yakaladı Ege Bölgesi, nisan ayında gerçekleştirdiği ihracatla güçlü bir performans sergiledi. Bölgenin dokuz ilinden yapılan toplam ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 19 artarak 2 milyar 635 milyon dolara yükseldi. Bu rakam, bölgenin ihracat kapasitesinin istikrarlı şekilde büyüdüğünü ortaya koyuyor. İzmir, Manisa ve Denizli öncülüğündeki artışta, küresel sipariş kaymalarının Türkiye'ye yönelmesi ve kur hareketlerinin olumlu etkisi belirleyici oldu. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki sektörel dağılıma bakıldığında, sanayi ürünleri ihracatının yüzde 25 artışla 714 milyon dolara çıkması dikkat çekiyor. Tarım sektörleri 617 milyon dolarla yüzde 9 büyürken, madencilik alanında da benzer oranda artış kaydedildi. On iki ihracatçı birliğinden dokuzunun pozitif performans göstermesi, bölgenin geniş bir yelpazede rekabet gücünü koruduğunu gösteriyor.
Özellikle demir ve demirdışı metaller 245 milyon dolarla liderliğini sürdürürken, su ürünleri ve hayvansal mamuller yüzde 26'lık sıçramayla en hızlı büyüyen sektör konumuna yükseldi. Hazır giyim sektöründe yaşanan yüzde 13'lük artış, uzun süredir devam eden daralmanın sona erdiğine işaret ediyor. Sektörün 115 milyon dolarlık ihracatı, toparlanma sürecinin başladığını gösteriyor. Aynı dönemde yaş meyve sebze ihracatı 91 milyon dolara, tütün ihracatı ise 77,5 milyon dolara ulaştı. Maden ihracatçıları 122,5 milyon dolarla yıllık 1,5 milyar dolar hedefine yaklaşırken, kuru meyve ve mamulleri sektöründe sınırlı bir gerileme yaşandı.
Nisan ayındaki ihracat artışında takvim etkisi önemli rol oynadı. Ramazan Bayramı'nın bir önceki yıl nisan ayına denk gelmesi, bu yıl mart ayına kayması nedeniyle çalışma günü sayısı artış gösterdi. Körfez bölgesindeki gelişmeler nedeniyle bölgeye yönelen siparişlerin Türkiye'ye kayması da ihracatı destekledi. Bölge ihracatçıları, hükümetin açıkladığı yeni ekonomik programdan ve sektöre sağlanan desteklerden moral bulduklarını ifade ederken, önümüzdeki dönemde bu büyümenin kalıcı hale gelmesi için üretim ve lojistik altyapının kesintisiz çalışmasının kritik önem taşıdığını vurguluyor.



